1. Uluslararası Süleymaniye Sempozyumu

Süleymaniye Semtinin Korunmasında Sürdürülebilirlik ve Vakıf Geleneği


Alidost Ertuğrul

Son değişiklik: 19-10-2018

Özet


Osmanlı İstanbul’unun önemli yerleşim alanlarından birisi olan Süleymaniye Semti; Süleymaniye Külliyesi ve çevresinde yer alan Anıtsal yapıların yanı sıra sivil mimarlık örneği yapılarla bir bütünü oluşturmaktaydı. Bu bağlamda Süleymaniye Semtini kamusal nitelikli yapılarından, özel kullanımda yer alan yapılarına değin zaman içerisinde rafine olmuş bir kültürel yapının fiziksel yansıması olarak değerlendirmek mümkündür. 1985 yılında UNESCO tarafından “İstanbul’un Tarihi Alanları” içerisinde değerlendirilen yerleşim “Dünya Miras Alanı” olarak değerlendirilerek listeye girmiş, hem ülkemiz açısından hem de dünya kültürel miras değeri açısından önemi tescillenmiştir.

Süleymaniye Semtinin İstanbul’un pek çok semti gibi tarih boyunca geçirdiği yangın, deprem gibi felaketlere karşın kendine özgü karakterini neredeyse 20. Yüzyıl ortalarına kadar koruduğunu söylemek mümkündür. Ancak, 19. Yüzyıl İstanbul’unun geçirdiği değişim, ülkenin geçirdiği politik, ekonomik ve sosyal dönüşümlerle birlikte 20. Yüzyılın başından itibaren başlamakla birlikte, özellikle 1950 sonrasında Süleymaniye semtinin hızla kendine özgü karakterini yitirmeye başladığı görülmektedir. Süleymaniye Semtini korumaya ilişkin 1970’li yıllardan itibaren İstanbul’da yer alan Üniversiteler, Belediyeler ve çeşitli kişi ve kurumların gösterdiği çabalardan ise istenilen karşılığın alındığını söylemek mümkün değildir. Bütün çabalara rağmen Süleymaniye Semtine ait çekilmiş olan eski fotoğraflardaki güzel sokak dokularından çok azı günümüze ulaşmıştır. Günümüzde ise yıkılan yapılar ve inşa edilen niteliksiz yeni yapılar dolayısıyla özgün karakterinden oldukça uzak bir halde olduğu herkesin malumudur.

Süleymaniye Semtinin günümüzdeki durumu konuya duyarlı herkesi rahatsız etmektedir ve bu durumu düzeltmeye yönelik olarak çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Günümüz dünyasının karmaşık problemleri dikkate alındığında önerilen çözümlerin tarihi çevrenin korunması ve korumanın sürdürülebilirliği açısından ne kadar başarılı olacağı ise tartışmaya açıktır. Bu bildiri kapsamında Süleymaniye Semtinin Özellikle Sivil Mimarlık Örneği yapılarını merkeze alan, öte yandan Vakıf Geleneğinden de yararlanarak sürdürülebilir bir koruma modelinin nasıl geliştirilebileceği tartışılacaktır. Söz konusu model önerisinin başta Süleymaniye olmak üzere ülkemizin tarihi alanları için uygulanabilirliği üzerinde durulacaktır.