1. Uluslararası Süleymaniye Sempozyumu

Süleymâniye: Mîmârînin Müziği


Savaş Ş. Barkçin

Son değişiklik: 19-10-2018

Özet


Bu tebliğde Osmanlı medeniyetinin ve mîmârîsinin timsal eserlerinden Süleymâniye Câmii’nde mündmeiç olan mîmârî-müzik ilişkisini ele alacağız.İki asırdır İslâm dünyasında sanat eserlerinin anlamına yabancıyız. Çünkü maddîleşme ve sekülerleşmenin sonucu olarak görünürün esiriyiz. Görünmeyenle ilgimiz zayıftır. O yüzden görünmeyen alan olan tefekkürden de uzağız. Bu tebliğde amacımız Süleymâniye Câmii gibi bizi biz yapan bir eserin içindeki görünmeyen anlam dünyasına bir tefekkür penceresi açabilmektir.Mîmârî ve müzik sanatları arasında birçok benzerlikler vardır. Her medeniyetin mîmârîsi ve müziği aynı temel değerlere, ilkelere, anlayışlara bağlı olduğu için o medeniyetin kimlik kartı gibi görülebilir. Diğer bir ifadeyle, mîmârî ve müzik her medeniyetin olduğu gibi medeniyetimizin de iki mührüdür. Bu açıdan her sanatımızı olduğu gibi mîmârî ve müziği de “medeniyet” bağlamında isimlendiriyoruz: “İslâm medeniyet mîmârîsi” ve “İslâm medeniyet müziği.”Tebliğimizde Süleymâniye örneği üzerinde mîmârî ve müziğimizin temel ilkelerini ele alacağız. Bunlar:• Tevhid• Tabiîlik/Sâdelik• Süreklilik/Sonsuzluk• Döngüsellik• Bütüncüllük/Çeşitlilik• Âhenk• Düzenolarak sıralanabilir.En başta gelen tevhiddir. Sanat tevhidden doğar, tevhide ulaştırır. Mîmârîmizin ve müziğimizin asıl adı tevhid mîmârîsi ve müziğidir. Bu isimlendirmenin Süleymâniye Câmii örneğindeki yansımalarını izah edeceğiz. Bu bâbda “edeb olarak sanat” kavramına odaklanacağız. Müminin üç işi olan fikir, zikir ve şükrün hem Süleymâniye Câmii’nin mimârîsine, hem de müziğimize nasıl yansıdığını tahlîl etmeye çalışacağız.Bize göre İslâm sanatının temel işlevleri olan temsîl, tezyîn, tahsîn ve tevzîn unsurlarının Süleymâniye Câmii’nin mîmârîsine ve gerek dönem, gerekse medeniyet müziği geleneğimize nasıl yansıdığına değineceğiz.Tarihî kimliğimizin yapıtaşı olan mîmârî ve müzik eserleri aynı zamanda bizi inşâ eder. Süleymâniye Câmii bir ahlâk eseridir. Çünkü mîmârî de, mûsikî de edebden veya ahlâktan uzak, ayrı, ötede alanlar değildirler. Aksine bilmenin, kılmanın ve olmanın çok etkili yollarıdır. Yani edebin araçlarıdır. Dolayısıyla güzel ahlâkın hem temeli, hem vitrinidir. Bu boyutları açıklamaya gayret edeceğiz.

Bu tebliğde Osmanlı medeniyetinin ve mîmârîsinin timsal eserlerinden Süleymâniye Câmii’nde mündmeiç olan mîmârî-müzik ilişkisini ele alacağız.

İki asırdır İslâm dünyasında sanat eserlerinin anlamına yabancıyız. Çünkü maddîleşme ve sekülerleşmenin sonucu olarak görünürün esiriyiz. Görünmeyenle ilgimiz zayıftır. O yüzden görünmeyen alan olan tefekkürden de uzağız. Bu tebliğde amacımız Süleymâniye Câmii gibi bizi biz yapan bir eserin içindeki görünmeyen anlam dünyasına bir tefekkür penceresi açabilmektir.

Mîmârî ve müzik sanatları arasında birçok benzerlikler vardır. Her medeniyetin mîmârîsi ve müziği aynı temel değerlere, ilkelere, anlayışlara bağlı olduğu için o medeniyetin kimlik kartı gibi görülebilir. Diğer bir ifadeyle, mîmârî ve müzik her medeniyetin olduğu gibi medeniyetimizin de iki mührüdür. Bu açıdan her sanatımızı olduğu gibi mîmârî ve müziği de “medeniyet” bağlamında isimlendiriyoruz: “İslâm medeniyet mîmârîsi” ve “İslâm medeniyet müziği.”

Tebliğimizde Süleymâniye örneği üzerinde mîmârî ve müziğimizin temel ilkelerini ele alacağız. Bunlar:

• Tevhid

• Tabiîlik/Sâdelik

• Süreklilik/Sonsuzluk

• Döngüsellik

• Bütüncüllük/Çeşitlilik

• Âhenk

• Düzen

olarak sıralanabilir.

En başta gelen tevhiddir. Sanat tevhidden doğar, tevhide ulaştırır. Mîmârîmizin ve müziğimizin asıl adı tevhid mîmârîsi ve müziğidir. Bu isimlendirmenin Süleymâniye Câmii örneğindeki yansımalarını izah edeceğiz. Bu bâbda “edeb olarak sanat” kavramına odaklanacağız. Müminin üç işi olan fikir, zikir ve şükrün hem Süleymâniye Câmii’nin mimârîsine, hem de müziğimize nasıl yansıdığını tahlîl etmeye çalışacağız.

Bize göre İslâm sanatının temel işlevleri olan temsîl, tezyîn, tahsîn ve tevzîn unsurlarının Süleymâniye Câmii’nin mîmârîsine ve gerek dönem, gerekse medeniyet müziği geleneğimize nasıl yansıdığına değineceğiz.

Tarihî kimliğimizin yapıtaşı olan mîmârî ve müzik eserleri aynı zamanda bizi inşâ eder. Süleymâniye Câmii bir ahlâk eseridir. Çünkü mîmârî de, mûsikî de edebden veya ahlâktan uzak, ayrı, ötede alanlar değildirler. Aksine bilmenin, kılmanın ve olmanın çok etkili yollarıdır. Yani edebin araçlarıdır. Dolayısıyla güzel ahlâkın hem temeli, hem vitrinidir. Bu boyutları açıklamaya gayret edeceğiz.

Bu tebliğde Osmanlı medeniyetinin ve mîmârîsinin timsal eserlerinden Süleymâniye Câmii’nde mündmeiç olan mîmârî-müzik ilişkisini ele alacağız.İki asırdır İslâm dünyasında sanat eserlerinin anlamına yabancıyız. Çünkü maddîleşme ve sekülerleşmenin sonucu olarak görünürün esiriyiz. Görünmeyenle ilgimiz zayıftır. O yüzden görünmeyen alan olan tefekkürden de uzağız. Bu tebliğde amacımız Süleymâniye Câmii gibi bizi biz yapan bir eserin içindeki görünmeyen anlam dünyasına bir tefekkür penceresi açabilmektir.Mîmârî ve müzik sanatları arasında birçok benzerlikler vardır. Her medeniyetin mîmârîsi ve müziği aynı temel değerlere, ilkelere, anlayışlara bağlı olduğu için o medeniyetin kimlik kartı gibi görülebilir. Diğer bir ifadeyle, mîmârî ve müzik her medeniyetin olduğu gibi medeniyetimizin de iki mührüdür. Bu açıdan her sanatımızı olduğu gibi mîmârî ve müziği de “medeniyet” bağlamında isimlendiriyoruz: “İslâm medeniyet mîmârîsi” ve “İslâm medeniyet müziği.”Tebliğimizde Süleymâniye örneği üzerinde mîmârî ve müziğimizin temel ilkelerini ele alacağız. Bunlar:• Tevhid• Tabiîlik/Sâdelik• Süreklilik/Sonsuzluk• Döngüsellik• Bütüncüllük/Çeşitlilik• Âhenk• Düzenolarak sıralanabilir.En başta gelen tevhiddir. Sanat tevhidden doğar, tevhide ulaştırır. Mîmârîmizin ve müziğimizin asıl adı tevhid mîmârîsi ve müziğidir. Bu isimlendirmenin Süleymâniye Câmii örneğindeki yansımalarını izah edeceğiz. Bu bâbda “edeb olarak sanat” kavramına odaklanacağız. Müminin üç işi olan fikir, zikir ve şükrün hem Süleymâniye Câmii’nin mimârîsine, hem de müziğimize nasıl yansıdığını tahlîl etmeye çalışacağız.Bize göre İslâm sanatının temel işlevleri olan temsîl, tezyîn, tahsîn ve tevzîn unsurlarının Süleymâniye Câmii’nin mîmârîsine ve gerek dönem, gerekse medeniyet müziği geleneğimize nasıl yansıdığına değineceğiz.Tarihî kimliğimizin yapıtaşı olan mîmârî ve müzik eserleri aynı zamanda bizi inşâ eder. Süleymâniye Câmii bir ahlâk eseridir. Çünkü mîmârî de, mûsikî de edebden veya ahlâktan uzak, ayrı, ötede alanlar değildirler. Aksine bilmenin, kılmanın ve olmanın çok etkili yollarıdır. Yani edebin araçlarıdır. Dolayısıyla güzel ahlâkın hem temeli, hem vitrinidir. Bu boyutları açıklamaya gayret edeceğiz.